<wsa title/>
Özgürlük için Pardus...
[27/01 12:59PM]
NEYMİŞ BU TÜRBAN BÖYLE

Bu hükümet ve Tayyip Erdoğan bu ülkenin başına habire birşeyler geçirmeye çalışıyorlar. Önce Irak'ta askerlerimizin başına çuval geçirttiler (bkz. Ahmet Akgül: AKP İntihara Gidiyor) Şimdide ülkenin başına türbanı geçirmeye çalışıyorlar. Ülke olarak çok daha önemli sorunlara vermemiz gereken enerjimizi bir bez parçasına veriyoruz. Aslında bu konu hakkında çok şey yazabilirim ama görüşlerini çok sevdiğim bir insan olan Yaşar Nuri Öztürk'ün bu konu hakkında bir gazetede çıkan görüşlerini, farklı olaylarla analiz ederek nasıl başladığını görelim:

‘Türban rahibe kıyafetidir’

Siyasi gelişmelerle ilgili ANKA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Öztürk, “Kuran’ın anladığı manada bir dinden söz ediyorsak, Türkiye dinsizliğe doğru gidiyor" dedi. Öztürk, “Türkiye’yi taşıdıkları yer şirktir, din değil. Biz yıllarca buna karşı mücadele verdik. Ama şimdi Türkiye doğrudan doğruya müşrik zihniyete, şirk zihniyetine doğru gidiyor. Yelken açmış gidiyor hem de. Zaten Kuran’dan ve Hz Muhammed’den onay almayacak sahte bir dini, morfin gibi kullanıp Türkiye üzerinde her istediklerini yapıyorlar, hurafe dinini anestezi gibi kullanıyorlar" diye konuştu.



İncil’e St Paul soktu
 
Prof. Dr. Öztürk, son yıllarda “türban" adı verilen ve değişik tarzda bağlanan örtünün ise Müslümanlıkla ilgisinin olmadığını söyledi.
Öztürk, bunun St Paul’ün İncil’e soktuğu rahibe kıyafeti olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de iki büyük operasyon yapılıyor. Kuran dininin birinci vasfı anti emperyalizmdir. Atatürk de tarih önünde bu konuda en başarılı adamdır. Ama onun anti emperyalist yanını kınıyorlar. Türkiye kullanılarak İslam’ın, anti emperyalist ruhunu yok etmek istiyorlar. Her 50 metreye kurulan camilerde bu ruhu katlediyorlar. Bize, ‘İslam’ın diğer taraflarını bırakın, size bol cami yapmak, hanımların başını örtmek kafidir’ diyorlar. Hanımların başındaki örtü, rahibe kıyafetidir. Saint Paul’un İncil’e soktuğu kıyafettir. O bizim Müslüman insanın örtüsü değildir. ‘Cami ve bu örtü size din olarak yeter’ deniyor. Müslümanlara din diye başka bir şey bırakmadılar."

’İki milletli parlamento’

Öztürk, 22 Temmuz’da seçim yapılmadığını belirterek, “Bu, bir tsunami, nevi şahsına münhasır, bir nevi yarı işgal, bütün batılı güçlerin ortaklaşa belirledikleri hedefe 2-3 milyar dolar para harcayarak Türkiye’de halkın iradesinin bir yöne sevkedilmesidir. O sebeple biz bunu bir seçim saymıyoruz. Bunun ne menem bir şey olduğu, yıllar sonra anlaşılacak" dedi.
Seçim sonra tablo konusunda da kaygıları bulunduğunu ifade eden Öztürk, şöyle konuştu:
“Türkiye, tarihinde ilk defa adeta iki milletli parlamentoya mecbur ve mahkum bir hale getirildi. Böyle bir manzara var. Şu anda parlamentonun en aktif unsuru, en azından göründüğü kadarıyla, bölücü temayüller taşıyan unsur. Parlamentonun ilk gündem yaptığı konulardan biri, parlamentoya yeni giren bu unsurun, terör başının yaşam şartlarının iyileştirilmesidir. Buna dikkat etmek lazım. Onun arkasından Türk ordusunu bölücülükle itham demeçlerini dinledik. Arkasından ‘PKK’ya terör örgütü demeyiz’ demecini dinledik. Öbür tarafta henüz anayasayı değiştirme çalışmaları dışında bir şey görmüyoruz."
(haber: Yeniçağ Gazetesi)

Gördüğünüz gibi. Tüm bunların üzerine söyleyecek fazla birşey yok. Son cümlemi Ulu önderimiz Atatürk'ün güzel bir cümlesi ile bitirmek istiyorum: "Tarihimizi tetkik ediniz. Türk'ün çektiği bütün felaketler, maruz kaldığı tehlikeler ve musibetler hep kendi özbenliğini, milli varlığını ihmale ederek nereden geldikleri ve ne oldukları, hangi nesle mensup bulundukları belirsiz birtakım kimseleri kendilerine REİS tanıyarak onların şuursuz bir vasıtası olmak mevkiine düşmüş olmasındadır."


Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/880

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod: