|
[17/04 02:37AM] ACİZ HÜKÜMET |
|
Özgüveni gelişmemiş kişiler her yaptıkları işler için bir yerlerden onay alma ya da övülme beklentisi içindedirler. Arkalarını yaslayacakları güçlü bir kale buldukları anda hiç bir şahıs, kurum veya düzen tanımazlar. Şu anda ki AKP hükümetinin de yaptıklarını buna benzetiyorum. Arkalarındaki ABD ve AB destekli emperyalizm ile biz her şeyi yaparız, hiç kimse de bize karışamaz havasındalar. İşlerine gelince yargıya sarılan, işlerine gelmeyince hakaret edecek kadar ileri giden bir hükümetle ve onun yardakçılarıyla karşı karşıyayız. Başbakan ne zaman televizyonlara çıksa mutlaka CHP'ye çatacak birşeyler buluyor. Ben nedenini anlıyorum. Tayyip Erdoğan'a çok görmüyorum. Ama bir Başbakan'a çok görüyorum. Bazı insanlar bulunduları mevkiden dolayı saygıyı hakederler. Bunu da öyle değerlendiriyorum.
Son okuduğum haber tam da AKP'den bekleyeceğim türden bir olay. Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisi AKP'ye açılan kapatma davasını eleştirmek için, bizim parlementerlerden istek geldiğini söylüyor. Bizim komisyon 8 AKP'li, 2 CHP'li ve 2 MHP'li üyeden oluşuyor. CHP ve MHP böyle bir talepte bulunmayacaklarına göre geriye AKP'li komisyon üyeleri kalıyor. Hiç şaşırmadım desem yeridir. Bu da AKP'nin gücünü halktan almadığının en büyük kanıtı. Şimdi birileri çıkıp yine buna itiraz edebilir. Yok %47 oyu bu halk vermedi mi falan diye. Birey olmakla itaatkar olmak arasındaki en büyük fark budur işte. Birey olmak zor iştir. Ama itaatkar olmak çok kolaydır. İnsanların dini duygularını ve ekonomik koşullarını sömürerek oy avcılığına çıkmak ve insanlardan faydalanmak hiç bir onura, ahlaka ve müslümanlığa sığmaz. Yolsuzlukları bitirecez dediler, evet bitirdiler; ama kendileri için değil. Hürriyet'in ana sayfa başlığı şöyle diyor: "Belediyenin portakal suyu satan biriminin başkanı, birimin içini boşalttığı paralar ile Arabistan'daki zemzem kulelerinden iki ev aldı." Zat-ı muhteremin elinde portakal suları kulelerin önünde poz vermiş. Şimdi bunlar müslüman öyle mi? Bu da müslümanlık yani?
İşte birey olmakla, itaatkar olmak arasındaki fark. Birey olursanız, hem kendi haklarınızı hem de ülkenizin haklarını korursunuz, itaatkar olursanız baştaki ne derse herkes ona uyar. İşte AKP'nin anladığı demokrasi anlayışı budur. Herkes bize itaat etsin. İtaat etsin ki, bizde Katar ve Suudi kralları gibi gittiğimiz ülkelerde paraları har vurup harman savuralım, kimse bize karışmasın, insanların ağzına bir kaşık bal sürelim zevk-i sefa içinde yaşayalım istiyorlar. Aynı Amerika'da yaşayan Gülen efendi gibi. Bunlar İslamiyet'in içindeki tümörlerdir. Önlem almazsanız bütün vücuda yayılır. |
| Geri İzlemeler |
|
GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1793 |
| Yorum |
| Bir yorum gönder |



My StumbleUpon Page